Sabah uyandığınızda ellerinizde tarifsiz bir uyuşukluk hissediyor musunuz? Ya da gün içerisinde elinizdeki bir kahve fincanını tutarken parmaklarınızın gücünün çekildiğini, o basit nesnenin bile size tonlarca ağırlıkta geldiğini düşündüğünüz oldu mu? Eğer cevabınız evet ise, yalnız değilsiniz. Modern çağın getirdiği yaşam koşulları, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler ve tekrarlayan el hareketleri, el ve bilek ağrılarını adeta bir salgın haline getirmiş durumda. Ancak her bilek ağrısı aynı değildir ve her uyuşma, hemen herkesin aklına gelen o popüler teşhisi, yani Karpal Tünel Sendromu’nu işaret etmeyebilir. Doç. Dr. Ata Can’ın kliniğinde sıkça karşılaştığımız bu durum, doğru teşhisin ne kadar hayati olduğunu bizlere her gün hatırlatıyor. Bugün, el ve bilek ağrılarının perde arkasını, Karpal Tünel Sendromu gerçeğini ve tedavi yollarını derinlemesine inceleyeceğiz.
Karpal Tünel Nedir ve Neden Sorun Çıkarır?
Öncelikle anatomik olarak bileğimizin iç kısmında neler olup bittiğini anlamamız gerekiyor. Bileğimizde, karpal kemiklerin ve bağların oluşturduğu, adeta dar bir tüneli andıran bir yapı bulunur. Bu tünelin içinden parmaklarımızı hareket ettirmemizi sağlayan dokuz adet tendon ve elin duyusunu ileten o meşhur “Median Sinir” geçer. Tünel, doğası gereği oldukça dar ve esnekliği az olan bir yapıdır.
Sorun, bu tünelin içindeki basıncın artmasıyla başlar. Tendonların kalınlaşması, ödem, travma veya hormonal değişimler nedeniyle tünel içindeki hacim daraldığında, en savunmasız yapı olan median sinir baskı altında kalır. İşte bu baskı, sinirin beslenmesini bozar ve sinyal iletiminde aksamalara neden olur. Sonuç; elde uyuşma, karıncalanma, ağrı ve ileri evrelerde kas güçsüzlüğüdür. Halk arasında “sinir sıkışması” olarak bilinen bu durum, tedavi edilmediğinde kalıcı hasarlara yol açabilecek ciddi bir ortopedik sorundur.
Semptomlar Bize Ne Anlatıyor?
Karpal Tünel Sendromu, genellikle sinsi başlar. Hastalarımız ilk başlarda sadece yoğun çalıştıkları günlerde hafif bir sızlama hissederler. Ancak zamanla bu sızlamalar yerini çok daha spesifik belirtilere bırakır. En tipik belirti, başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının yarısında hissedilen uyuşmadır. Serçe parmağın bu sendromdan etkilenmemesi, teşhis koyarken bizim için ayırt edici bir detaydır. Çünkü serçe parmağın duyusunu başka bir sinir (ulnar sinir) alır.
Gece uykudan uyandıran el uyuşmaları, hastaların en sık şikayet ettiği durumdur. Birçok hasta, ellerini sallayarak veya ovalayarak rahatlatmaya çalıştığını, ancak gece boyunca birkaç kez bu sebeple uyandığını belirtir. İlerleyen evrelerde ise elde kuvvet kaybı başlar. Düğme iliklemek, kavanoz kapağı açmak veya bozuk para tutmak gibi ince motor beceri gerektiren işler zorlaşır. Hatta eldeki eşyaların istemsizce düşürülmesi, sinir hasarının ilerlediğinin bir işaretidir.
Her Bilek Ağrısı Karpal Tünel Değildir
Yazımızın başlığındaki o kritik soruya gelelim: El ve bilek ağrılarının tek suçlusu Karpal Tünel midir? Kesinlikle hayır. Bilek ağrısı, oldukça karmaşık ve birçok farklı nedene dayanabilen bir semptomdur. İşte tam bu noktada uzman bir bakış açısı devreye girmelidir. Doç. Dr. Ata Can, kliniğine başvuran hastalarda ayırıcı tanının titizlikle yapılmasının önemini her fırsatta vurgulamaktadır. Çünkü yanlış teşhis, yanlış tedaviyi ve dolayısıyla zaman kaybını beraberinde getirir.
Örneğin, başparmak kökünde şiddetli ağrı ile karakterize olan “De Quervain Tenosiniti”, sıklıkla Karpal Tünel ile karıştırılır. Ancak bu rahatsızlık sinir sıkışması değil, başparmağı hareket ettiren tendonların iltihabıdır. Benzer şekilde, boyun fıtıkları da koldan ele yayılan uyuşmalara neden olabilir. Boyundaki bir sinir kökü basısı, sanki sorun el bileğindeymiş gibi hissettirebilir. Ayrıca kireçlenme (osteoartrit), ganglion kistleri, tetik parmak hastalığı veya romatizmal hastalıklar da el ve bilek ağrılarının yaygın sebepleri arasındadır. Dolayısıyla sadece “elim uyuşuyor” diyerek kendi kendine teşhis koymak yerine, ağrının kaynağının doğru tespit edilmesi gerekir.
Risk Altında Olanlar Kimler?
Karpal Tünel Sendromu, toplumda oldukça yaygın görülmekle birlikte bazı gruplarda risk çok daha yüksektir. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanır; bunun nedeni kadınların karpal tünelinin anatomik olarak daha dar olmasıdır. Ayrıca hamilelik dönemindeki ödem artışı, menopoz ve tiroid hastalıkları gibi hormonal değişimler de riski artırır.
Mesleki faktörler ise göz ardı edilemez. Bilgisayar başında sürekli klavye ve fare kullanan ofis çalışanları, ağır titreşimli el aletleri kullanan işçiler, müzisyenler ve el bileğini sürekli bükülü pozisyonda tutmak zorunda kalan zanaatkarlar risk grubundadır. Diyabet (şeker hastalığı) ve obezite de sinirlerin basıya karşı direncini düşürerek bu sendroma zemin hazırlayan sistemik faktörlerdir.

Doç. Dr. Ata Can İle Teşhis ve Tedavi Süreci
El ve bilek ağrılarıyla kliniğimize başvurduğunuzda, Doç. Dr. Ata Can öncelikle detaylı bir fiziksel muayene gerçekleştirir. Phalen testi ve Tinel bulgusu gibi özel provokasyon testleri ile sinirin durumu değerlendirilir. Ancak kesin tanı ve sinirdeki hasarın derecesini belirlemek için genellikle EMG (Elektromiyografi) tetkikine ihtiyaç duyulur. EMG, sinir iletim hızını ölçerek sıkışmanın tam yerini ve ciddiyetini bize matematiksel verilerle sunar. Bazı durumlarda tünel içindeki yapısal sorunları görmek için ultrason veya MRI gibi görüntüleme yöntemlerinden de faydalanılır.
Teşhis netleştikten sonra tedavi planı kişiye özel olarak çizilir. Hastalığın erken evrelerinde genellikle cerrahi dışı (konservatif) yöntemler tercih edilir. Bunlar arasında en etkilisi, gece kullanılan ve bileği nötral pozisyonda tutan atellerdir. Bu ateller, uyku sırasında bileğin bükülmesini engelleyerek tünel içi basıncın artmasını önler ve sinire iyileşmesi için zaman tanır. Ayrıca ödem giderici ilaçlar, B vitamini takviyeleri ve tünel içine yapılan steroid enjeksiyonları da Doç. Dr. Ata Can’ın hastanın durumuna göre uyguladığı tedavi protokolleri arasındadır. Fizik tedavi uygulamaları ve sinir kaydırma egzersizleri de erken dönemde oldukça faydalıdır.
Cerrahi Ne Zaman Gereklidir?
Eğer konservatif tedavilere rağmen şikayetler geçmiyor, gece ağrıları devam ediyor veya EMG sonucunda sinirde orta-ileri derecede hasar tespit edildiyse cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir. Ayrıca elde kas erimesi (atrofi) başlamışsa, geri dönüşümsüz hasarı önlemek için vakit kaybetmeden ameliyat kararı alınır.
Cerrahi tedavide amaç, karpal tünelin çatısını oluşturan “transvers karpal bağ”ın kesilerek tünelin genişletilmesi ve sinir üzerindeki baskının kaldırılmasıdır. Doç. Dr. Ata Can, cerrahi müdahalelerde modern ve minimal invaziv teknikleri kullanarak hastaların konforunu en üst düzeyde tutmayı hedefler. Lokal anestezi altında yapılan ve yaklaşık 15-20 dakika süren bu işlem sonrası hastalar aynı gün evlerine dönebilirler. Ameliyat sonrası dönemde uyuşma ve ağrı şikayetleri genellikle hızla geriler. Ancak sinirdeki iyileşme süreci, basının ne kadar süredir var olduğuna bağlı olarak aylar sürebilir. Bu nedenle “nasıl olsa geçer” diyerek tedaviyi ertelemek, iyileşme sürecini zorlaştıran en büyük hatadır.
Korunmak İçin Neler Yapmalı?
Tedavi kadar önemli olan bir diğer husus da korunmadır. Ergonomik düzenlemeler, el ve bilek sağlığınızı korumanın anahtarıdır. Bilgisayar kullanırken bileğinizi destekleyen mouse pad’ler kullanmak, klavyeyi kollarınız yere paralel olacak şekilde konumlandırmak ve çalışma sırasında sık sık kısa molalar vererek el bilek egzersizleri yapmak riski azaltır. Ayrıca aşırı kilo alımından kaçınmak ve diyabet gibi kronik hastalıkları kontrol altında tutmak da sinir sağlığı için önemlidir.
Unutmayın, ellerimiz dünyayla iletişim kurduğumuz en önemli araçlarımızdır. Uyuşan parmaklar, sızlayan bilekler kaderiniz olmamalı. Basit bir ağrı kesiciyle geçiştirilen her ağrı, altta yatan sorunun büyümesine neden olabilir. Eğer siz de el ve bilek ağrılarından şikayetçiyseniz, bu konuda uzmanlaşmış bir hekim görüşü almanız şarttır. Ortopedi ve Travmatoloji alanındaki tecrübesiyle Doç. Dr. Ata Can, ağrının kaynağını doğru tespit etmek ve size en uygun tedaviyi sunmak için yanınızdadır. Sağlıklı, ağrısız ve güçlü ellerle hayata tutunmanız dileğiyle.
